Anasayfa | Üyelerimiz | Ziyaretci Defteri | Haber Arşiv | Site Haritası

ESDER.BIZ
ESDER Federasyonu
Yurtdışı ESDER
Marmara ESDER
İç Anadolu ESDER
Ege ESDER
Akdeniz ESDER
Karadeniz ESDER
Güneydoğu An. ESDER
Muammer GÖKTÜRK
Güncel Konular Köşesi
 
Son Yazı : ANA BABA OLABİLMEK
01.09.2018 17.10 PM
 

ANA BABA OLABİLMEK


ANA BABA OLABİLMEK

Saygıdeğer gönül dostları her zaman olduğu gibi iyi dileklerimi ve en kalbi selamlarımı sunarak kelama başlıyorum. Hakkınızda hayırlı olacak her şey inşallah istediğiniz gibi olsun.

Bildiğiniz gibi toplumların temel taşı ailedir. Aileler ise anne, baba ve çocuklardan oluşur. İnsanlar mutlu bir yuva kurma hevesi ile evlenirler ve hem neslin devamı ve hem de ana ve baba olma duygusunun tatmini için çocuk sahibi olurlar.

Çocuk sahibi olunca, yuvaya yeni katılan bireyin dillendiği zaman ana, baba demesiyle ana-baba olunuyor mu veya olunabiliyor mu? Bu yazımızda bu konuyu irdeleyeceğiz.

Şüphesiz, aile toplumun temel taşıdır. Aile, içerisinde hiç kimse başı boş, sorumsuz ve sonsuz özgürlüğe sahip değildir. Herkesin günlük hayatta uyması gereken kurallar ve yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır. Bu yapı içerisinde bir dengenin kurulması ve aile fertleri arasındaki uyum ve ahengin sağlanmasında en büyük görev `Ana ve Babaya` düşmektedir. Ailede herkes üzerine düşen rolü doğru oynamak, sorumluluklarını yerine getirmek ve birbirlerine yardımcı olmak durumundadır.

İbn-i Haldun `Çocuğun aklı gözündedir.` diyor. Çünkü çocuk kopyalama yeteneğine sahiptir; gördüğünü alır, kopyalar ve hayatına adapte eder. Ailede çocukların öncelikle örnek aldığı kişiler, diğer bir deyişle rol modeller ana ve babalardır. Bu anlamda rol model olmak yetişkinlere düşen en önemli sorumluluklardan bir tanesidir. Hadis-i şerifte  Peygamberimiz: `Bir ebeveynin çocuğuna bırakabileceği en iyi miras güzel bir terbiyedir.` (Tirmizî) ifadesiyle aslında rol model olmayı anlatmaktadır. En güzel rol model ve eğitim de yaparak, yaşayarak iyi örnek olmak suretiyle davranışlarımızla sergileyeceğimiz güzel ahlakımızla  olacaktır. Çünkü buluğ çağına kadar olan süreç çocuğun, kişiliğini oluşturmak için kopyalama yaptığı dönemdir.

Ana-Baba olmak ile ana-baba olabilmek elbette farklı manaları ifade etmektedir. Ana-baba olmak dediğimiz olay işin biyolojik boyutudur. Ana-Baba olabilmek ise biraz önce bahsedilen rol model olma becerisini ifade etmektedir. Bir ana veya baba çocuğuyla ne kadar ilgilenmiş, sohbet edebilmiş, çocuğuna ne kadar zaman ayırabilmiş, ne kadar rol model olabilmiş, anneye nasıl ve ne kadar eşlik edebilmiş? Burası önemli çünkü çocuk oradaki davranışları kopyalayacak ve yetişkin olduğunda modelleyecek, hatta ileride kendisinin kuracağı yeni aile ortamına bile taşıyacaktır. Önemli bir diğer nokta ise; Çocuk, yaşadıklarını bilinçaltına yerleştirir. Yani bir bilgisayar programındaki gibi, yazılımdaki kodlar ekranda karşımıza görüntü olarak çıkar. Çocuğun yazılım dönemi de buluğ çağına kadar olan dönemdir. Yazılım; babasından, annesinden ve çevresinden gördüklerinin kodlanmasıdır. Kodladıklarını zamanla hayatına uyarlamaya başlar. Bu açıdan ana-baba olabilme kavramına “Çocuklarına Nitelikli Zaman Ayırabilme Becerisi” de denilebilir. Babaların mutlaka ama mutlaka çocukları ile günde en az 30 dakika zaman geçirmeleri, sohbet etmeleri, kendi hayatlarından ya da güncel hayattan konuşabilmeleri gereklidir. Çünkü çocuk; “Babam nasıl düşünüyor, olaylara nasıl bakıyor, yaklaşım biçimi nedir?” sorularına cevap bulabilsin, kendine ders çıkarabilsin ve kendisini yönetebilsin. Aslında bu, çocukları yetiştirme tarzıdır. Yani çocuğa dikte etmek, onu ödüllendirmek ve/veya cezalandırmak, “Şunu şöyle, bunu böyle yap!” şeklinde direktifler vermek yerine iyi bir iletişim kurarak ve bizzat yaparak ve yaşayarak ifade edebilmektir.

Bu sebeple; güzel ahlak sahibi ana ve babalar çocuklarında görmek istedikleri iyi hal, hareket ve davranışları öncelikle kendi hayatlarında uygulamalı, nefislerine ağır gelen ve yapamadıkları şeyleri asla çocuklarından istememelidir.

Yine çocuklarında görmek istemedikleri kötü hal, hareket ve davranışları da derhal terk etmeli ve onlara kötü örnek olmamalı, iyi örnek olmalıdır.

Aile içerisinde fertlerin birbirine karşı olan duygu ve düşüncelerini rahat bir şekilde ifade etmeleri, aile fertlerinin birbirlerine ve çocuklarına karşı sevgilerini davranış olarak göstermeleri şarttır ve önemlidir. Bazıları; ben çocuklarımı içimden seviyorum diyorlar, kardeşim dışından sev ve sevgini de davranış olarak göster, o küçücük yavru senin kalbini nereden bilsin?

Huzurlu ve mutlu böyle bir ortamın sağlanmadığı, bireylerin kendilerini ifade edemediği, herkesin kendi dünyasında yaşadığı bir aile ortamında zamanla sıkıntılar yaşanmaya başlar. Günümüzde çok karşılaşılan bu sıkıntılar arasında; psikolojik bozukluklar, depresyon, endişe ve huzursuzluklar, kıskançlık, güvensizlik, düşmanlık duyguları ve suçluluk hisleri sayılabilir.

Herkesin kendini rahatça ifade edebildiği mutlu bir aile ortamında ise; bunun tam tersi olarak, güven, karşılıklı anlayış ve işbirliği, iyi niyet, ortak düşünceler, birbiri için fedakarlık etme, yardımlaşma, birbirine karşı samimiyet ve sevgi besleme, hoşgörü, ortak akıl ve geleceğe güvenle bakma gibi duygular gelişir.

Ailedeki en önemli konulardan birisi de şüphesiz iletişim ve etkileşimdir. Yanlış veya yetersiz iletişim aile fertleri arasında ki en önemli sorunların başında gelir. Sık sık eşim beni anlamıyor, annem-babam beni dinlemiyor, ailem bana değer vermiyor, beni sevmiyorlar gibi şikayetlerle karşılaşırız!

Ailede, küçük çocuklarımız dahil, herkesin bir onuru ve değeri vardır ve bu çok saygıdeğerdir. Bu nedenle, herkes birbirine saygı göstermeli, birbirini dinlemeli, birbirine karşı yumuşak ve sevecen bir üslupla yaklaşmalı ve değer vermelidir.

Özellikle çocuklara karşı onur kırıcı bir şekilde; `Beceriksiz ne olacak, Sen bilmezsin, Sen yapamazsın, Pısırık, senden ancak bu kadar beklenir.` gibi aşağılayıcı yaklaşımlar son derece yanlıştır. Bu yaklaşım onları motive etmeyeceği gibi onların üzerinde tesiri uzun yıllar süren çok derin izler bırakır ve yaralar açar.

Çocuk yaşına uygun yapabileceği bir konuda başarısız olmuşsa; onu aşağılamak ve kızmak yerine, ona destek olmak, biz sana güveniyoruz, tekrar dene başaracaksın diyerek teşvik etmek, ikinci hatta üçüncü şansı vermek çocuğu başarılı edeceği gibi kendine güveni de sağlayacaktır.

Ana-Baba olabilmenin temel unsurlarından bir tanesi de çocukta güven duygusunu oluşturmaktır. Çünkü, çocuklar için ana-baba aynı zamanda güven kaynağıdır. Yani aileyi koruyan ve kollayandır. Herhangi bir olası risk karşısında o tehlikeyi yok eden, sokakta ya da okulda sıkıntı yaşadığında çocuğun ilk başvuracağı kişidir. Ana-Babaya düşen, her durumda çocuğa, yanında olduğunu hissettirmektir. Bu, ana-babanın olaya doğrudan müdahil olması ya da varsa bir kavgaya karışması anlamına gelmez. Ana-Baba, hareketleriyle ve sözleriyle çocuğuna “Hata yapabilirsin ama ben senin yanındayım.” demelidir. Çocuk hata yapabilir, yanlış yapabilir. Çocuğu hatasıyla yüzleştirmek gerekir, ama onu aşağılamadan ve suçlamadan. Olayın sıcaklığı geçtikten sonraki bir konuşmada: “Tekrar aynı şeyi yaşasaydın ne düşünürdün, ne yapardın?” gibi sorular sorarak yol gösterilebilir, çocuğun kendi problemlerini çözebilme becerisine de katkıda bulunulabilir.

Ana-Baba aynı zamanda iyi birer eş olabilmeli, evdeki huzur, güven ve mutluluğu tesis edebilmelidir. Aile fertleri birbirlerine karşı olan sevgi, saygı ve güvenlerini sözle ifade etmeli ve davranış olarak da göstermelidir. Mesela, eşe ve çocuklara alınan hediyeler, bir buket çiçek ve kullanılan taltif cümleleri hem muhatapları ve hem de çocuklar açısından son derece önemlidir. Şahit olunan pek çok vakada bu durum görülmektedir. Çocuk, annenin veya babanın muhatap olduğu sözcükleri olduğu gibi alıyor ve yetişkin olduğunda babası veya anası eşine nasıl davranmışsa kendisi de eşine öyle davranıyor. Bu nedenle, kişilik oluşumunu olumlu veya olumsuz etkileyen davranışlar ailede tesis edilen ortamdır.

Günlük hayatın yoğunluğu içerisinde çalışan ana-babalar eve yorgun geliyorlar. Ana ev işleriyle meşgul olurken babalara burada düşen görev, gün içindeki enerjilerini verimli kullanmaları ve bir kısmını eve saklamalarıdır. Eğer baba, gününü bu anlayış üzerine inşa etmez, eşi ve çocuklarına yeterli zaman ayıramazsa çocuklar gerçekten yalnızlaşır ve ötekileşir. Bunlar küçük tuğlalardır, ihmal edilmemesi gerekir. Yani koca bir duvar örersiniz ama, duvar küçük küçük pek çok tuğladan oluşur. Her bir tuğla da babanın çocuklarla geçirdiği nitelikli zamandır. Babaların çocuklarına zaman ayırarak en az 30 dakika sohbet etmesi ve mümkünse oyun oynaması gereklidir. Tabii şöyle bir gerçek de var, çocukların oyununa enerjimiz yetmez. Çocuklar hep daha fazlasını isterler.  Babalar; uygun bir dille, kızmadan, bağırmadan “Bu günlük sadece bu kadar oynayabilirim, gerçekten çok yorgunum ama hafta sonu şu kadar oynayabiliriz…” şeklinde kendini ifade edebilir. Ama mutlaka sözünü de tutması gerekir. Çocuk, aynı zamanda babadan oyun ile hâl dilini de öğrenir. Babayla geçirilen neşeli ve güzel vakitler, bilinç altına işlenen önemli anlardır. Bunlar pozitif bir kişilik oluşumunun inşasında yapı taşlarıdır.

Aile içerisinde ana-baba ve çocuklar arasındaki iletişim de çok önemlidir. Bazı çocuklar ana ve babalarıyla iletişim sorunları yaşarken ve içe kapanık olurken, bazıları da ana-babalarıyla adeta arkadaş gibi olduklarını, saygı ve terbiye sınırları içerisinde her konuyu rahatlıkla konuşabildiklerini ve tartışabildiklerini söylemektedirler. Aile içerisindeki iletişimi etkileyen, hatta engelleyen faktörler vardır.

Ailede İletişimi etkileyen ve engelleyen faktörler arasında;

  •  
    • Aile fertlerine baskı kurmaya çalışma,

    • Kişisel fikir ve düşünceleri kabule zorlama,

    • Yalan söyleme ve verdiği sözü tutmama,

    • Ortak akla ve faaliyetlere gereken önemi vermeme,

    • Sık sık karşısındakini suçlama, eleştirme ve olumsuz değerlendirmeler yapma,

    • Alay etme, küçük düşürmeye çalışma,

    • Karşısındakinin fikirlerine değer vermeme,

    • Emir verme, tehdit etme,

    • Aile fertlerinin açığını arama,

    • Küçük hataları çok abartma,

    • Fedakarlığı devamlı karşı taraftan bekleme,

    • Karşısındakine kendini ifade etme imkanı tanımama,

    • Olayların olumsuz yönlerini ortaya çıkarmaya çalışma,

    • Aşırı soru sorma, sorulan soruları cevapsız bırakma,

    • Yersiz şüphe ve tereddütler,

    • Geçmişteki üzücü ve tatsız olayların sık sık gündeme getirilmesi,

    • Sorunlara ve konulara karşı ilgisizlik,

    • Aileyi ve aile fertlerini ilgilendiren konulara değer vermeme veya ilgileniyormuş  gibi yapma ve

    • Diyalogdan kaçınma, karşı tarafı dinlemeden hareketlerini ve düşüncelerini yorumlamaya ve tahmin etmeye çalışma sayılabilir.

Aile fertleri, aile içi iletişimle birbirlerinden aldıkları olumlu veya olumsuz mesajlar sonucu kendilerini; değerli veya değersiz, güvende veya güvensiz, mutlu veya mutsuz hissederler. Bu durum onların günlük hayatları, sosyal, psikolojik ve ruhsal durumları ile başarılarını da doğrudan etkilemektedir.

Sevgili Peygamberimiz; ana-babanın evladına bırakacağı en güzel hediyenin onu güzel terbiye etmesi olduğunu bildirmiştir. Güzel terbiye edilmiş, güzel ahlak sahibi bir evlat, elbette ailesine, çevresine ve topluma faydalı bir fert olacaktır.

İyi bir ana ve baba olabilmek dileğiyle kelama son veriyorum. Hoşça kalın, sağlıkla kalın...

 

 


Muammer GÖKTÜRK
Güncel Konular Köşesi
Bu Yazı 01.09.2018 17.10 Tarihinde Muammer GÖKTÜRK Tarafından Yazılmıştır...
Bu Yazı 118 Kez Okunmuştur !
Diğer Muammer GÖKTÜRK Yazıları
ANA BABA OLABİLMEK 01.09.2018 17.10
HOŞGÖRÜ VE KARDEŞLİK - İYİ GEÇİ 29.06.2018 11.45
MUTLULUĞA GİDEN YOL 13.02.2018 18.13
VEFA ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR 19.08.2017 18.54
VEFA ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR 13.08.2017 08.14
NEFİS TERBİYESİ BÜYÜK CİHAD 25.05.2017 12.16


Bu Yazıya Henuz Yorum Yapılmadı !
Bu Habere Yorum Yapmak İçin Üye Girişi Yapın !
Üye Değilseniz Üye Olmak İçin Tıklayın !
 
Mehmet Çetinkaya (Genel Başkan)
FEDERASYONUN KURULUŞU
ESKİŞEHİR DERNEKLERİ FEDERASYONU 15.12.2009 21.32
ESDER Federasyonu
Federasyon Kuruluşu
Onursal Başkanımız
Eskişehir Mahallesi
ESDER` in Kuruluşu
Tüzük
Site Haritası
ESKİŞEHİR
Genel Bilgiler
Tarihi Bilgi ve Belgeler
Eskişehir Tren Seferleri
Eskişehirden Yetişenler
KÜLTÜRÜMÜZ
Yemeklerimiz
Geleneklerimiz
GAZETELER
SAKARYA GAZETESİ
Duyuru
İKİ EYLÜL GAZETESİ
İSTİKBAL GAZETESİ
ANADOLU GAZETESİ
SONHABER GAZETESİ
MİLLİ İRADE GAZETESİ
ŞEHİR GAZETESİ
BURÇ GAZETESİ
 
Dilek HAVAN (Profesyonel Dernek Danışmanı)
YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ
31.01.2013 tarihinden itibaren yönetmelik değişikliği dikkate alınır. 27.01.2013 13.54
ESDER Genel Merkez
Kullanıcı
Adi :

Şifre :
  Üye Ol!
Eskişehir Hava Durumu
ESDER RSS Servisi