Anasayfa | Üyelerimiz | Ziyaretci Defteri | Haber Arşiv | Site Haritası

ESDER.BIZ
ESDER Federasyonu
Yurtdışı ESDER
Marmara ESDER
İç Anadolu ESDER
Ege ESDER
Akdeniz ESDER
Karadeniz ESDER
Güneydoğu An. ESDER
Muammer GÖKTÜRK
Güncel Konular Köşesi
 
Son Yazı : MUTLULUĞA GİDEN YOL
13.02.2018 18.13 PM
 

MUTLULUĞA GİDEN YOL


MUTLULUĞA GİDEN YOL

Saygıdeğer okuyucu, kelama her zaman olduğu gibi sözlerin en güzeli, Allah'ın selamı ile başlıyorum.

Son yıllarda ülkemizde ve etrafımızda yaşanan olumsuz olaylar, hırsızlık, şiddet, savaş, terör vs bizi psikolojisi bozuk bir toplum haline getirdi. İnsanlarımız evde, okulda, sokakta, trafikte, iş yerinde, eğlence mekanlarında, hayatın her yerinde adeta pimi çekilmiş el bombası, patlamaya hazır barut fıçısı gibi en ufak bir kıvılcımda yumruklar, bıçaklar, silahlar, şemsiyeler konuşuyor...

Daha dün Ankara'da özürlü bir Gazi'miz ailesinin gözleri önünde, Gazi olduğu söylendiği halde kendini bilmez insan bozuntuları tarafından öldüresiye dövülmedi mi? Hem de hiç bir sebep yokken! İstanbul'da hareket halindeki metrobüs şoförüne şemsiye ile saldırı, otobüs kaza yaptı, onlarca yaralı ve maddi hasar. Bu olayının şokunu atlatamadan, Kocaeli'de yaşlı bir adam hareket halindeki otobüs şoförünü bıçaklayarak neredeyse bir faciaya sebep oluyordu. Gerekçe hep aynı basitlikte, durak harici olarak, istediğim yerde durmadı veya indirmedi..

Yine İstanbul Ümraniye'de servis şoförleri küçücük çocukların korku dolu bakışları arasında silahları çekerek ateşlediler, Allah'a şükür yavrularımızdan ve velilerden ölen ve yaralanan olmadı. Televizyonlarda artık olağan hale gelen ve her Allah'ın günü verilen kadın ve çocuk tacizleri, katliamları ve şiddet haberleri... Olumsuz örnekleri çoğaltmak mümkün, çünkü hayatın içinde her gün birlikte yaşıyoruz.

Toplum neden bu hale geldi, neden gergin ve neden mutsuz? Elbette bir çok sebebi vardır. Her gün TV'lerde boy gösteren İktidarı, Muhalefeti, Sivil Toplum Temsilcileri, Kanaat Önderleri, Köşe Yazarları, Tartışma Programlarına çıkan Akademisyenler ve Uzmanların kullandıkları dile bir bakın Allah Aşkına, istisnalar hariç, sevgi sözcükleri var mı? Toplumun her kesimini kucaklayıcı mı, yoksa bizimkiler, sizinkiler ayrıştırıcı mı? Bu insanlar konuşmalarıyla taraftarlarının hoşuna giderken, diğer bir kesimin de nefretini kazandığının ve toplumu kamplaştırarak ayrıştırdıklarının farkındalar mı? Farkında olarak yapıyorlarsa inanın bu güzel ülkeye büyük kötülük yapıyorlar.

Sebeplerden bir başkası; elbette ki maddi konular, geçim derdi, işsizlik, hayat pahalılığı, yolsuzluk, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, zenginin daha zengin fakirin gittikçe daha fakir olması geliyor. Küresel yolsuzluk listesinde Meksika'dan sonra 2. sıradaymışız... Etrafınızdaki insanlarla bir konuşun acaba borçsuz insan var mı? Milyonlarca insan kredi kartı borcundan icralık, 2002'de 10 milyon olan icra dosyası bugün, 2,4 kat artarak, 24 milyona çıkmış, boşanma vakaları ve intihar olaylarında ciddi artışlar yaşanmaktadır. İstatistiklere göre ülkemizde son on beş yılda ANTİDEPRESAN kullanımı, 2002 yılında 12 milyon kutu iken 4,58 kat artarak 55 milyon kutuya çıkmış, uyuşturucu madde kullanımı maalesef ortaokullar ve liseler seviyesine  inmiştir...

Bir başka sebep; hiç kimse inkar edemez ki son elli yılda maddi konularda ciddi ilerleme ve gelişmeler kaydedildi. Elektriksiz, telefonsuz, yolsuz köyler kalmadı. Ülke baştan başa duble yollarla ağ gibi örüldü, İzmit Körfez Geçişi, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Hızlı Tren Hatları, İstanbul'da yapımı devam eden Dünyanın En Büyük Hava Alanı, Nükleer Santrallerin inşasına başlanması, Petrol ve Doğalgaz Projeleri elbette çok önemli gelişmelerdir. Ancak, geçen bu zaman içerisinde toplumun, insanlarımızın manevi yönden de aynı şekilde geliştiğini, insanlar arasında sevgi, saygı, kanaat, şükür, adalet, hakka hukuka riayetin arttığını söyleyebilir miyiz? Yukarda arz edilen örneklere bakılırsa maalesef söyleyemeyiz!

Bence, yaşanan olumsuzluklara ve bunca güzel şeye rağmen mutlu olamayışımızın başında HAMD ve ŞÜKÜR'ü ya anlamamış, ya da unutmuş olmamız geliyor. Aslında, `Mutluluğa Giden Yol` da bu iki sihirli kelimeden geçmektedir.

HAMD,  Kainattaki yaratılmış olan, yaratılmakta olan, tüm varlıkların niteliklerinin Allahın tecellisi olduğu hakikatini anlatan bir kelimedir. Hamd yalnızca Allah'a mahsustur. “Hamd alemlerin Rabbi Allah içindir.” (Fatiha Suresi,1/1)

ŞÜKÜR, nimetin sahibine açıkça övgüde bulunmak; bu nimetin bize ulaşmasına vesile olanlara ise dua etmektir. Şükür, hem Allah’a hem de kullara karşı yapılan müşterek bir ameldir. Şükre anne baba da dahildir. Şükür yani teşekkür, insanlardan onu hak edenlere de yapılır.

Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz azametinin, ilâhî sanat ve sıfat tecellilerinin medh ü senâ edilmesi(övülmesi) “Hamd”; O’nun sayısız Lütuf, Nimet ve İkramlarına karşı lisanen, fiilen ve kalben medh ü sena(övgü) ve teşekkürde bulunulması da “Şükür”dür. Her iki lafız da mana itibariyle birbirine çok yakındır.

Ayet-i kerimede buyrulduğu üzere: “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur…” (el-En’am, 1) Cenab-ı Hak, kullarının her fırsatta kendisine hamd etmelerini istemektedir. Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: `…Allah’a hamd olsun, de!..` (el-İsrâ, 111);  `…Onların duaları; Bütün hamd ü senalar, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. diye son bulur.` (Yunus, 10) Namazın her rekatında okuduğumuz Fatiha’nın ilk ayeti, bize `Hamd`ı telkin eder:`Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.` Zaten Allah Teala’ya hamd edilmeden başlanan bir iş ve davranıştan hayır ummak mümkün değildir. Rasulullah(sav) Allah’a hamd ederek başlanmayan her mühim iş, bereketsiz olur.` (Ebû Dâvûd, Edeb, 18/4840) buyurmak suretiyle biz ümmetini bu hususta uyarmaktadır.

Hamd gibi mühim kulluk vazifelerinden biri de şüphesiz şükürdür. Şükür; kulun, kendisine lütfedilen nimetlere ve iyiliklere karşı sevinerek, onları ihsan eden Rab'bine çeşitli söz ve davranışlarla halisane bir kullukta bulunmasıdır. Bu da gösteriyor ki şükür, nimetin hakiki sahibini bilmektir.

Uzmanlar mutluluğun anahtarının `ŞÜKÜR` olduğunu bulmuşlar. Şükür, çağımızın en büyük vebalarından olan depresyon, kaygı ve ankisiyete bozukluğuna ilaç gibi geliyormuş. Şükreden insanların daha olumlu, daha neşeli, daha hoş görülü, yapıcı ve cömert oldukları tespit edilmiştir. Şükredenler problemleri daha kolay analiz ederek çözüme ulaştırıyorlarmış. Hayatın merkezinde manevi bir sisteme ihtiyaç vardır ve şükür bu manevi sistemin merkezindedir. Çok şükür!.. Şükretmek bizi nasıl hissettirir; mutlu, affedici, tevazu sahibi yapar. Şükür, Allah'ın cömertliği ve nimetlerine karşı en güzel kabuldür, verdin, teşekkür ederim aldım, çok mutluyum. Şükür insan duyguları arasında da önemli bir köprüdür; geçmişi mutluluk, geleceği umut ve kalplerin şifasıdır. Elmalılı Hamdi Yazır'a göre kalbin şükrü; bütün iyiliklerin ancak asıl mülkün sahibi Allah'tan geldiğinin kalben bilinmesidir. Peygamber Efendimiz ne diyor: `Kanaat eden en çok şükredenlerden sayılır.` Çünkü, kanaatkar kimse elindekilerin nimet olduğunun farkında olan kişidir. Geleneğimizdeki `Şükran Borcu, Gönül Borcu` gibi insanlar arasındaki sevgiyi artıran, iyilik dillendiren deyimler de buna işaret ediyor. Mesela, `Şükür Secdesi` ile Allah'a teşekkür ederiz. Ramazan Bayramının diğer bir adı da şeker değil, `Şükür Bayramıdır.`

Mutluluğun formülü `Şükredenlerden olmakta ve nimeti görmekte` gizlidir. Nimet nedir? Yaratılan her şeydir. Bize emanet edilen beden, malımız, mülkümüz, aldığımız nefes, bin bir güzellikteki tabiat, sevmek, konuşabilmek, yürüyebilmek, dertlenmek ve niceleri... Mutluluk şükürdedir. Şükürse görmek ve tefekkür etmektir. Mesela, Arif Nihat Asya'nın `Su içen kuşu her yudumda gagasını yukarı kaldırarak Allah'a şükrederken gördüm.` dizeleri hem tefekkür hem şükürdür.

Bencillik ve kanaatsizlik, sürekli tüketmek ve haz peşinde koşmak, psikiyatris Kemal Sayar'ın da dediği gibi, insanı ruhsuzluk krizine sokar. Bu tip insanlar şükrü bir avuntu ve acizlik olarak görürler. Oysa şükür bazen de kabul olmayan duadır, reddedilmektir. Hani olanda hayır vardır deriz ya, bir türlü olana rıza göstermiyoruz ya, gün geliyor kabul olmayan o duamıza şükrediyoruz. Şükür insanı yaşatır, ayakta tutar. Şükür doyumdur, bolluktur, teşekkürdür. Şükür bizleri ince düşünceli yapandır. Şükür, bir iyilikseverlik hareketidir. Şükür nimetleri artırdığı gibi, Allah'a ulaştırır. Allah'a ulaşan insanın gönlü zengin olur.

Şimdi bir kez daha hayatımızdaki nimetleri gözden geçirmek, verilen nimetleri görmek, ihsan sahibine övgüde bulunmak vaktidir. Ayette buyruluyor ki; `Eğer siz iman eder şükrederseniz Allah size neden azap etsin!` Allah, şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir. Yüce Rab'bim bizleri şükredenlerden etsin inşallah...


Muammer GÖKTÜRK
Güncel Konular Köşesi
Bu Yazı 13.02.2018 18.13 Tarihinde Muammer GÖKTÜRK Tarafından Yazılmıştır...
Bu Yazı 213 Kez Okunmuştur !
Diğer Muammer GÖKTÜRK Yazıları
MUTLULUĞA GİDEN YOL 13.02.2018 18.13
VEFA ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR 19.08.2017 18.54
VEFA ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR 13.08.2017 08.14
NEFİS TERBİYESİ BÜYÜK CİHAD 25.05.2017 12.16
SEVGİ, ŞEFKAT VE MERHAMET 07.03.2017 15.59
EŞİTLİK VE ADALET 15.02.2017 19.51


Bu Yazıya Henuz Yorum Yapılmadı !
Bu Habere Yorum Yapmak İçin Üye Girişi Yapın !
Üye Değilseniz Üye Olmak İçin Tıklayın !
 
Mehmet Çetinkaya (Genel Başkan)
FEDERASYONUN KURULUŞU
ESKİŞEHİR DERNEKLERİ FEDERASYONU 15.12.2009 21.32
ESDER Federasyonu
Federasyon Kuruluşu
Onursal Başkanımız
Eskişehir Mahallesi
ESDER` in Kuruluşu
Tüzük
Site Haritası
ESKİŞEHİR
Genel Bilgiler
Tarihi Bilgi ve Belgeler
Eskişehir Tren Seferleri
Eskişehirden Yetişenler
KÜLTÜRÜMÜZ
Yemeklerimiz
Geleneklerimiz
GAZETELER
SAKARYA GAZETESİ
Duyuru
İKİ EYLÜL GAZETESİ
İSTİKBAL GAZETESİ
ANADOLU GAZETESİ
SONHABER GAZETESİ
MİLLİ İRADE GAZETESİ
ŞEHİR GAZETESİ
BURÇ GAZETESİ
 
Dilek HAVAN (Profesyonel Dernek Danışmanı)
YÖNETMELİK DEĞİŞİKLİĞİ
31.01.2013 tarihinden itibaren yönetmelik değişikliği dikkate alınır. 27.01.2013 13.54
ESDER Genel Merkez
Kullanıcı
Adi :

Şifre :
  Üye Ol!
Eskişehir Hava Durumu
ESDER RSS Servisi